Kaygı Bozuklukları

Ne zaman Profesyonel Destek Almalısınız?

Kendinize yardım türleri anksiyetey’le savaşmakta faydalı olsa da eğer kaygı ve stresiniz size yoğun şekilde sorun oluşturacak boyuta geldiyse ve hayatınızı etkiliyorsa profesyonel destek almanız çok daha sağlıklı olacaktır.

Kaygı Bozuklukları İçin Tedavi Türleri

Kaygı bozuklukları tedaviye çoğunlukla kısa bir sürede çok iyi yanıt verir. Belirlenen tedavi durumu kaygı bozukluğunun türüne ve şiddetine göre değişicektir. Ancak genelde, bir çok anksiyete bozukluğu davranışçı terapi, ilaçlar veya her ikisinin birlikte uygulanması ile tedavi edilir.

Anksiyete Bozukluğunda Psikoterapi

Davranışçı Terapi etkili anksiyete tedavilerinden birisidir. Altta yatan psikolojik çatışmalarla ya da geçmişteki problemlerle uğraşmak yerine davranışa odaklanır. Anksiyete için davranışçı terapi 5 – 20 haftalık seanslarla devam eder.

  • Bilişsel- Davranışçı Terapi: Davranışlara ek olarak düşüncelere odaklanır. Kaygı Bozukluğunun tedavisinde, bilişsel davranışçı terapi kaygınızı tetikleyen akılcı olmayan ve olumsuz düşünce kalıplarını tanımanıza ve bunlara meydan okumanıza  yardım eder.
  • Farkındalığa Dayalı Terapi: Bu terapi şekli korkularınızla güvenli ve kontrollü bir ortamda yüzleşmenizi sağlar. Gerçekte ya da hayal yoluyla korkulan nesne ya da duruma tekrar tekrar yaşatarak kendi kontrolünüzü geliştirebilirsiniz. Korkunuzla zarar görmeden yüzleşebildiğiniz için kaygınız azalarak yok olur.

KAYGI BOZUKLUKLARI

Kaygı  her durumda kötü değildir. Bazı dönemlerde kaygılanmak dikkatinizi odaklamaya ve motivasyonu arttırmayı sağlar. 

Kaygı, korku, endişe ve telaş birlikte artmaya başladığında hayatınıza devam etmenize engel olur, bu da büyük bir sorun demektir. 

Fakat tedaviden çok uzak değilsiniz . Kaygılarınızı yönetebilmek ve yaşamınızın sistemini tekrardan düzenleyebilmek için bir çok hareket ile normale dönebilirsiniz.

“Kaygı” Bozukluğunu Anlayabilmek

Kaygı bozukluğu’nun gelişebilmesi için bireyde kaygının getirdiği stres hakkında tekrar kaygılanması ve bununla ilgili bir kısır döngüye girmesi gerekmektedir.
Kaygı hakkında kaygılanmak yani, kısaca.
 

“Stresör bir durum karşısında endişe duymak, gergin olmak ve korkmak aslında normaldir. Kaygı bedenimizin tehlikeye karşı kurduğu bir savunma mekanizmasıdır.”

Kaygı bizlerin dikkatimizi odaklanma ve uyanık kalmamızı daha kolay hale getirir, harekete geçmemizi sağlar ve sorunlarımızı çözümleyebilmek için motivasyon kaynağıdır. 

Fakat kaygı hayatınızı ve ilişkilerinize etki etmeye başladıysa, hayat standartlarınızı düşürmeye başlarsa sizde kaygı bozukluğununa dair şemalar aktifleşmiş demektir. 

Aşağıda belirtilen durumlardan bir kaçını kendinizde hissediyorsanız ve bu durum bir süredir devam ediyorsa anksiyete “kaygı” bozukluğunuz olma ihtimali yüksektir:

  • Devamlı kötü bir şey olacakmış hissi ile mi yaşıyorsunuz?
  • Kaygınız rahatsız edici bir endişe haline mi dönüyor?
  • Kaygınız iş hayatınızı, okulunuzu ve aile yaşantınızı etkiliyor mu?
  • Öfkelendiren korkularınız var ve kurtulmak zor mu?
  • İşler sizin istediğiniz gibi gitmediğinde, kötü birşey olacağını düşünüyor musunuz?
  • Sosyal aktivitelerden bir şey olacak endişesi ile kaçındığınız oluyor mu?
  • Kalbinizin olmadık bir anda hızlı çarptığını fark ettiniz mi?
 
  • Kaygı Bozukluğunun Duygusal Belirtileri:

Fiziksel belirtilerin yanında duygusal olarakta kişi aşağıdaki belirtileri fark edebilir;

  • Endişeli ve tedirgin hissetme
  • Felaket düşünceleri
  • Her an tetikte gergin hissetme durumu
  • Nedensiz korku hissi
  • En kötüsünü ilk düşünme hali
  • Öfkeli veya agresif davranışlar 
  • Huzursuz davranışlar
  • Tehlikelere karşı aşırı duyarlılık 
  • İzlenilen duyulan olaylara karşı aşırı içselleştirme ve duyarlılık
  • Kaygı Bozukluğunun Fiziksel Belirtileri:
  • Huzursuzluk, gerginlik, tedirginlik, sıkıntı, daralma   
  • Dikkatini toplayamama ve bir konu üzerine  yoğunlaşamama 
  • Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, kolay irkilme, tetikte olma
  • Baş ağrısı, baş dönmesi, başta uyuşma ve sersemlik hissi  
  • Kulaklarda uğuldama, çınlama, görme bulanıklıkları 
 

Yukarıda belirtilen semptomlar 6 aydır devam ediyor ise, psikoterapi almanızı öneririz.